İlişkide Hedonik Adaptasyon
- Kubilay Taner
- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
“İnsan ne kadar çok şey elde ederse etsin, kısa süre sonra o duruma alışır ve daha fazlasını istemeye başlar.” İlişkilerde de bu durum duygusal tatminsizlik, yeni heyecanlar arama ve cinsel sorunlar olarak görülür.
Bağlanma kuramına göre kaçıngan bağlanma tipindeki kişilerde bu durum gözlenebilir. İlişkinin ilk dönemlerinde karşı taraf gizemli, belirli bir mesafede duran ve yüksek arzu duyulan bir yerde dururken, yakınlık geliştikçe partner daha ulaşılabilir hale gelir, gizem azalır, doğru kişi mi sorgulamaları başlar. Yakınlığın yarattığı rahatsızlık, partnerin değersizleştirilmesiyle düzenlenmeye çalışılır. Buna “deaktivasyon stratejileri” denir.
Şema yaklaşımı açısından bazı kişiler için ilişki güvenli hale geldikçe canlılığını kaybeder. Çünkü sevgi ile belirsizlik, mücadele ve ulaşılmazlık birlikte deneyimlenmiş olabilir. Çocuklukta oluşan olumsuz şemalar, yeni olumlu ve güvenli deneyimleri engeller.
Nesne ilişkileri kuramı açısından bölme savunma mekanizması, kendisinin ve karşıdaki kişinin birlikte olumlu duyguda olma durumunu engelleyebilir. İlişkinin başında kişinin partnerini idealizasyon yoluyla iyi bir yere koyması, sonralarda bu durumun tersine dönüp kişinin üstün olduğu ve partnerin devalüe edildiği bir döngü oluşturabilir. Kişi partnerinin hem olumlu hem olumsuz özelliklerini birlikte taşıyamaz. Taşıyabilme durumuna “bütünleşmiş nesne temsili” adı verilir.
Masterson’ın terk depresyonu kuramı açısından, kişi içindeki boşluk, hiçlik, çaresizlik, yıkıcı öfke gibi duygularını yatıştırabilmek adına partnerler bulur ve yeni heyecan arayışına girer. Fakat ilişkinin ilk dönemlerindeki heyecan bitince içindeki boşluk duygularıyla yeniden baş başa kalabilir. Bunu bastırabilmek için yeni arayışlara girebilir ve partnerini terk edecek ya da kendisini terk ettirebilecek eylemlere başvurur. Bunlar kısa süreli tatmin yaşatsa da kişi nihayetinde terk duygularıyla yeniden baş başa kaldığı bir döngünün içinde kendisini bulur.
Hedonik adaptasyonu yavaşlatmak için sahip olunan şeylerin değerini kendine daha çok hatırlatmak, materyalist bir şekilde tüketime yönelik bir ilişki anlayışındansa birlikte daha fazla deneyime odaklanmanın daha yüksek tatmin sağladığı, yeni heyecanlara hemen koşmak yerine deneyimlerin daha fazla tadını çıkarabilmek ve daha fazla ana odaklanabilme becerisinin geliştirilmesi önerilmiştir.
Benim kişisel görüşüm, tüm bunların ötesinde bu durumun belirli kişilik bozukluklarının belirteci olduğu ve Psikodinamik temelli terapiler, diyalektik davranış terapisi veya şema terapi gibi kişilik bozukluklarıyla çalışılan bir terapi sürecinin gerekli olduğudur. Bu durumu Hedonik adaptasyon kavramı üzerinden açıklamaya çalışmış olsam da, sadece kişilerin partnerleriyle ilişkilerini düzeltmeye çalışmak, başkalarıyla ilişki kuracağında bu durumun düzeleceğine inanmak, cinsellik üzerinde çalışmak veya cinsel partnerin değişmesinin bu durumu düzelteceğine inanmak, sadece döngünün bir başka partnerde tekrar etmesine yol açabilir. Bu yüzden kişilik bozuklukları terapisinde amaç tüm bunların ötesinde; kişinin kendi olumsuzluklarına tahammül edebilmesi, kendisinde ve ötekinde olumlu ve olumsuzu bir arada tutabildiği, daha uçlarda ve sivri bir yapıdansa daha durağan, dingin ve esnek bir yapı inşa edebilmektir.
Yorumlar