Emme Basma Tulumbalar ve Zihin
- Kubilay Taner
- 2 gün önce
- 1 dakikada okunur
İnsan zihnini anlamaya çalışırken aslında her çağ, kendi teknolojisini ve bilimini zihne bir metafor olarak taşımıştır.
19.yüzyılın sonunda makineler, buhar sistemleri ve hidrolik düzenekler çağın en güçlü sembolleriydi. Freud’un geliştirdiği psikodinamik kuram da bu atmosfer içinde şekillendi ve psişik enerji, biriken basınç, bastırma, boşaltma gibi kavramlar kuramda yerini aldı. Bunların tamamı dönemin mekanik ve hidrolik anlayışını yansıtan kavramlardı. İnsan ruhsal yapısı adeta emme basma tulumba gibi çalışan bir sistem olarak düşünülüyordu: içeride biriken enerji, uygun bir çıkış bulamazsa belirtiler olarak dışarı taşar.
Bu model kendi dönemi için son derece güçlüydü. Çünkü bilim, evreni de insanı da mekanik ilkelerle açıklıyordu.
20.yüzyılda kuantum fiziği, kaos teorisi ve alan kuramı klasik mekanik anlayışının ötesine geçti. Artık doğrusal neden-sonuç ilişkilerinden çok, olasılıklar, karmaşık etkileşimler ve sürekli değişen dinamik sistemler konuşulmaya başlandı.
Psikoterapi de bundan bağımsız değildi.
Bugün birçok yaklaşım insan zihnini kapalı bir makine olarak değil; ilişkiler içinde sürekli yeniden örgütlenen, bağlama duyarlı, doğrusal olmayan karmaşık bir sistem olarak ele alıyor. Alan teorisi, kaos teorisi, dinamik sistemler yaklaşımı ve kişilerarası modeller, zihni tek bir merkezden yönetilen bir mekanizma yerine, sürekli değişen bir süreç olarak anlamaya çalışıyor.
Şimdi ise yeni bir eşiğin içindeyiz.
Yapay zekâ, büyük dil modelleri, dağıtık ağlar ve hesaplamalı sistemler yalnızca teknolojiyi değiştirmiyor; insan zihnini açıklamak için kullandığımız metaforları da dönüştürüyor. Belki de önümüzdeki yıllarda belleği, düşünmeyi, benliği ve hatta bilinci bambaşka kavramlarla konuşacağız. Tıpkı Freud’un mekanik metaforları gibi, bizim de bugün kullandığımız açıklamalar geleceğin insanlarına dönemin dili gibi görünecek.
Peki,
İnsan zihni dönemin koşullarına adapte mi oluyor, yoksa dönemin koşulları değiştikçe insan zihnine dair yeni bakış açıları mı kazanıyoruz?
Yorumlar